İtalyan şâir Eugenio Montale bir dizesinde şöyle sorar:
“Bilmiyorum, dışarıdaki rüzgâr mı, yoksa içimdeki kırılma mı bu ses.”
Başka bir deyişle, hangi çatlak dışarıda, hangisi içeride, bunu birbirinden ayırmak zordur. Lara Ögel’in Galerist’teki sergisi Locus Affectus, bu iki tür çatlağın birleştiği yerde duruyor: dışarıdakiyle içeridekinin, maddeyle duygunun, katı olanla uçup gidenin tam ortasında.
Latince bir kavram olan “locus affectus”, duygunun tutunduğu yeri ifâde eder: bedenin ya da mekânın içinde bir şeyin hissedildiği, harekete geçtiği ve dönüştüğü alan. Sergi, bu kavramın iki yönünü bir arada sunuyor: beden bir yer olarak var olur; duygu da bizi konumlandıran ve dönüştüren bir kuvvet olarak akar.
Sergi üç tür çalışmayı yan yana getiriyor: seramik heykeller, üzerinde artık var olmayan bir katmanın izini taşıyan sulu boya işleri ve sanatçının devam eden bir pratiği olarak kitap kapakları. Ögel’in başlıca malzemesi kil. Düşünceyi temsil etmekten çok onu bedenselleştiren bir malzeme bu. Dilin çözemediği sorulara biçim, yüzey ve maddenin direnci üzerinden karşılık veriyor. Çalışmaları belirsiz sınırlar etrafında gelişiyor: birbirine karışan, aynı ânda açılıp kapanan, parçalanırken biriken bedenler.
Serginin merkezinde bir arşiv olarak düşünülen “ayrılma” edimi yer alıyor. Uzaklaşan her katman kendi tanıklığını taşırken, her parça aynı zamanda korunuyor. Ögel burada süreklilik taşıyan bir sorunun izini sürüyor: Bizi bir arada tuttuğunu sandığımız katmanlar birer birer soyulduğunda geriye ne kalır?
Beden sembolik ve ritüel yüklerin, inanç ve teslîmiyet hâllerinin madde üzerinden hissedilebilir olduğu bir eşik olarak yer alıyor sergide. Tam da bu yüzden açıklıklar, yarıklar ve geçirgen yüzeyler bir eksilmeden çok, ışığın, temasın ve anlamın içeri girebildiği koşullar olarak beliriyor.
Simone Weil’den ödünç alınan “yerçekimi ve inâyet” arasındaki gerilim, sergi boyunca hem yapısal bir hat hem de sessiz bir inanç olarak işliyor: neyi ağırlığa bırakırız, neyin yükselmesine izin veririz.
Locus Affectus, ikilik, geri dönüş ve bir insanın aynı anda birden fazla hâlini taşıması üzerine süregelen bir sorgulamadan büyüyor. Eserler bu sorgulamayı doğrudan yaşatıyor.
Lara Ögel’in Galerist’teki ikinci kişisel sergisi Locus Affectus, 20 Haziran’a kadar ziyâretçilerini ağırlamaya devam ediyor.
