Henüz Pilevneli’ye girmeden o yoğun kokuyu burnumda hissediyorum. MG Gülçiçek’in sergiye özel tasarladığı koku, Dolapdere’nin merdivenlerinden yukarı çıkarken sarıyor her yanı. Tatlı, yapay, rahatsız edici. Sonra altın, gümüş, bronz yaldızların arasına gizlenmiş dijital ekranları fark ediyorsunuz. Fakat bunlar sıradan LED paneller değil. Lal Batman burada Instagram’ın parlak filtrelerini barok döneme âit yaldızlı çerçevelere hapsediyor.
“The Grand Excess”, adından da anlaşılacağı üzere fazlalıkla ilgili. Hangi fazlalıktan bahsediyoruz peki? Sosyal medyanın o sonu gelmez akışından mı, yoksa 17. yüzyıl aristokratlarının gösteriş tutkusundan mı? Lal Batman’ın sergi mekânını bir tür zamansal palimpsest gibi kurgulaması işte tam da bu soruyu soruyor: İhtişâm merakımız gerçekten yeni bir şey mi?
Sergiyi dolaşırken garip bir çelişkinin içinde buluyorsunuz kendinizi. Bir yandan her şey aşırı parlak, aşırı süslü, aşırı “çok”; öte yandan hepsinin ne kadar boş olduğunu hissediyorsunuz. Sanatçının kullandığı koku tasarımı da bu boşluğu doldurmaya çalışan yapay bir zenginlik kokusu.
Lal Batman’ın en keskin hamlesi, dijital malzemeyle geleneksel süsleme tekniklerini aynı düzlemde buluşturması. Oyma dokulu kâğıtlar üzerinde inciler, dijital baskı, altın varaklar, mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar… Bir çalışmada Güney Amerika’nın renkli desenlerini buluyorsunuz, yanındakinde Uzak Doğu’nun inceliği, bir diğerinde Orta Doğu’nun gösterişi… Bir hiyerarşi yok. Yağlı boya daha değerli, dijital print daha ucuz gibi ayrımlar yok. İkisi de yüzeysel, ikisi de araç, ikisi de kurgu. Ve işte burada sergi asıl gücünü buluyor: Bize gösteriyor ki sosyal medyadaki o kusursuz hayatlar, barok döneme âit portreler kadar kurgu.
Çok duyulu kurgusu ise sergiye beklenmedik bir yoğunluk katıyor. Ses tasarımı sizi sürekli kuşatıyor; bildirim sesleri, müzik parçaları, fısıltılar. Bu duyusal bombardıman, sosyal medyada geçirdiğimiz zamanın o tuhaf yoğunluğunu hatırlatıyor: Her şey oluyor ve fakat hiçbir şey olmuyor. Çok büyülü, etkileyici bir görsel şölen…
“The Grand Excess” 29 Şubat’a kadar görülebilir.
YAZAR: NURÇİN ENGİN
