Ekim gelince perde aralanıyor; Filmekimi bir nevi sinemanın sezona merhaba deme günü. Sinema salonun kokusu, ışıklar sönerken yükselen sessizlik, yeniden bir araya gelmiş yüzler; hepsi bizi hatırlatıyor ki sinema yalnızca görsel değil, toplumsal bir deneyim. 2025’te de bu deneyim evrilmiş: Filmler hâlâ anlatıyor; izleyici hâlâ bekliyor; ama aradaki köprüler değişiyor.
Tartışmalar, Eğilimler, Ve Filmlerin Gölgeleri
– Küresel ile Yerel Arasında Sallanan Anlatılar:
Bu yıl Filmekimi, dünyanın dört bir yanından sesleri getiriyor. Farklı kültürlerin krizleri, umutları, kimlik arayışları perdeye taşınıyor. Aynı zamanda Türkiye’de öne çıkan yönetmenler, hem yerel dertleri hem evrensel korkuları işliyor — melez teoriler, kolektif hafızalar, ekolojik kırılmalar.
– Ses ve Görüntü Arasındaki İnce Çizgi:
Teknoloji ilerledikçe sinema sadece görüntüyle değil sesle, sessizlikle, mekanla daha çok oynuyor. Festival programında sesin hikâyesi dediğimiz bölüm bu yüzden önemli. Dinlediğimiz sesler, duyduğumuz sessizlikler, mekânı dolduran boşluklar – hepsi anlatının iç organlarına nüfuz ediyor. Sessizliğin dramatik gücü, fısıldayan mikrofonlar, rüzgârla yarışan diyaloglar dikkat çekici.
– Festival Deneyimi ve İzleyici İlişkisi:
Filmekimi’de bilet fiyatları, mekân seçimi, program akışı gibi uygulamalar izleyicinin festivalle kurduğu bağın kalitesini belirliyor. Öğrenci indirimleri ya da alternatif salon seçenekleri, sinemanın elit bir ritüel olmaktan çıkıp mümkün olduğunca çok kişiyle temaşa edilmesinin ipuçları.
– Göç, Kimlik ve Mekân:
Türkiye’nin coğrafi, politik ve kültürel kesişim noktası oluşu, sinemada göçmen hikâyelerini, kimlik krizlerini ve mekanın yarattığı yabancılığı daha görünür ediyor. Göçmen karakterin sesi kimdir, yurtsuzluk ne demektir gibi sorular film programlarının odak noktalarına yerleşiyor.
– Sürdürülebilirlik ve Etik Duruş:
Film üretimindeki bütçe krizleri, sürdürülebilirlik kaygıları, çevresel duyarlılık da konuşuluyor. Film yapım sürecinde kullanılan kaynaklar, geri dönüşleri, atıkların yönetimi; festivaller hangi filmlere platform açıyor, hangi filmleri teşvik ediyor gibi etik sorular artık kaçınılmaz.
Öne Çıkan Filmler ve İzlenmesi Gerekenler:
• The Things You Kill – yönetmen Alireza Khatami, uluslararası ortak yapımlar ve Türkiye temasına sahip, kara-gölge içeren anlatısıyla dikkat çekiyor. 
• And the Rest Will Follow (Pelin Esmer) – karakterler arası mesafe, sosyal sınıf farkları üzerine ince bir bakış; otoritenin gölgesinde kalmış bireylerin hayatının detayları. 
Ekim’in sonunda perde kapanacak ama sessizlik uzun sürecek; zihnimizde yankılar, korkular, umutlar kalacak.
YAZAR-HABER: NURÇİN ENGİN – İSTANBUL
