Bedenin unutmadığı şeyler vardır. Acı denilen o bulanık, tarifsiz duygu çoğu zaman geçmesi beklenen bir tablo olarak çerçevelenir. Oysa offgrid Art Project’in 2 Nisan’da açılan “Ân Meselesi” sergisi, acının hayatın içinde yarattığı kırılma ânlarına bakıyor. Bedende kalan, şekil değiştiren, yok olmak şöyle dursun bâzen daha da keskinleşen bir deneyim olarak ele alıyor, acıyı.

Aslı Çelikel ve Kübra Su Yıldırım’ın işleri, küratör Melis Bektaş’ın elinde, acıyı tekil bir travma olmaktan çıkarıp zamanla biçim değiştiren bir eşlikçiye dönüştürüyor. Serginin adındaki o küçük kelime –ân– işte burada tüm ağırlığıyla duruyor: acı bir patoloji ya da aşılması gereken bir engel olmaktan çıkar, hayatın akışını sessizce kesen, bizi durduran, nefesimizi daraltan o mikro kırılmalara dönüşür.

Yağız Oral’ın ses tasarımı mekâna yayıldığında, sergi bir dinleme odasına dönüşüyor. Tıpkı yas gibi: her zaman bir kapanış töreniyle bitmez, bir eksiklik olarak sürer, odanın köşesinde, yemek masasında boş kalan sandalyede, telefonda açılmayan bir aramada.

Babasını kaybetmiş biri olarak yazıyorum bunları. O yüzden bu serginin duvarlarında dolaşırken kendimi hiç yabancı hissetmedim. Çelikel’in dokulu yüzeylerinde, Yıldırım’ın incelikle kurduğu boşluklarda, kendi yasımın izlerini gördüm. Acının zamana yenilmediğini, zamanla yeniden şekillendiğini bilen birinin gözüyle bakınca, her eser tanıdık bir duyguya dönüşüyor.
CT1 Media ve Hokus’un desteğiyle üretilen bu işler, kaybın ardından bedenin nasıl bir yaşam alanına dönüştüğünü anlatıyor. Ne çok ağlatarak ne fazla umut vererek. Sâdece, olduğu gibi kalarak.

“An Meselesi”, izleyiciden bir acıyla aynı odada nefes almayı öğrenmesini istiyor. Belki iyileşmek dediğimiz şey, acıyla birlikte yaşayacak bir dil bulabilmektir. Bu sergi, o dili kurma cesâretini gösteren iki sanatçının ve bir küratörün incelikli işi.

offgrid Art Project, 24 Mayıs 2026’ya kadar devam ediyor. Gidin, durun, dinleyin. Bedeninizin unutmadığı şeyleri hatırlamaya niyet edin.

YAZAR: NURÇİN ENGİN