ID.exe / The Human Patch, Ecem Dilan Köse’nin Art On İstanbul’da açtığı sergi. Galeriye adım atınca Beyoğlu’nun uğultusu yavaşça sönerek yerini insanın kendi iç akışına benzeyen başka bir sessizliğe bırakıyor. Mekân, teknolojinin hayatımıza dokunduğu yerleri daha önce fark etmediğimiz bir açıklıkla görünür kılıyor.
Köse’nin işleri, ekranlara ve sensörlere baktığımızda çoğu zaman kaçırdığımız o ince katmanı yakalıyor: bedenin iç ritmi. Veriler sadece ölçüm sunmuyor; tenin hafif ürperişini, omuzlarda biriken yükü, nefesin telaşını da taşıyor. Bu yüzleşme, insanın kendi varlığına dışarıdan bakması gibi bir şey. Kendini bir ânda hem içeriden hem dışarıdan duyuyorsun; yabancılaşmadan, kopmadan, daha çok derinleşerek.
Kimlik, sergide tek bir çizgide ilerleyen bir yapı olarak görünmüyor. Her adımda başka bir katmanı beliriyor. Hareket ederken bıraktığın izler, düşünce kıvrımların, bedenin kendi hafif titreşimleri… Hepsi bir araya gelip genişleyen bir benlik alanı açıyor. Dijital ortamla beden arasındaki sınır sert bir çizgi gibi durmuyor; yer yer çözülüp yer yer yoğunlaşan akışkan bir hat hâline geliyor. Bellek de bu hat boyunca gezinen bir varlık gibi davranıyor.
Köse’nin dili soğuk bir gelecek imgesi taşımıyor. Aksine, bugünün insanını incitmeden anlayan bir yaklaşımı var. Teknolojiyle kurulan ilişki bir tür baskı olarak görünmüyor; insana kendini başka bir açıdan görme fırsatı veren bir kapı gibi hissediliyor. Dönüşümün içinde huzursuzluk kadar umut da var; sergi bu ikisini aynı anda taşıyan bir atmosfer kuruyor.
Çıkış kapısına yaklaştığında zihinde kendiliğinden bir soru beliriyor: Bu çağ insanı nasıl dönüştürüyor ve bu dönüşüm içinde hangi parçanı koruyorsun? Soru ağırlaşmadan derinleşiyor; ardında sıcak bir merak bırakıyor. Bu merak, sergiden ayrıldıktan sonra bile insanın iç ritmine eşlik etmeyi sürdürüyor.
YAZAR: NURÇİN ENGİN
