26 Ekim – 30 Kasım 2025 tarihleri arasında Ortaköy’deki Hüsrev Kethüda Hamamı’nda yer alan Ozan Ünal sergisi, mekânın geçmişini çağdaş heykelin sessizliğini aynı solukta buluşturuyor. Hamamın kubbeleri, zamanı tutan bir zar gibi; içeriye süzülen ışık, her yüzeyde başka bir çağın tozunu parlatıyor.
Ünal’ın “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” başlıklı sergisi, sanatçının maddeyle zaman arasındaki diyalogu derinleştirdiği bir dönem çalışması. Önceki serilerinde rüyanın varlık üzerindeki yankılarını araştıran sanatçı, bu kez hatırlamanın biçimini sorguluyor. Her heykel, kendi geçmişini taşıyan bir beden gibi; taşın yüzeyinde biriken tortular, sadece malzemenin değil, düşüncenin de yaşını açığa çıkarıyor.
Serginin merkezinde yer alan “Doküman” video yerleştirmesi, üretim eylemini bir düşünce pratiğine dönüştürüyor. Kamera, metalin kesilme sesiyle sessizliğin arasındaki boşlukta gezinirken, izleyiciye zamanı doğrusal değil, dairesel bir hareket gibi duyumsatıyor. Bu ritim, Bergson’un “süre” dediği o kesintisiz varoluş akışını çağrıştırıyor: zaman artık ölçülebilir bir şey değil, sadece yaşanabilir.
Ünal’ın eskiz defteri de bu düşüncenin bir uzantısı gibi. Çizgiler, notlar, dağınık cümleler hepsi bitmemişliğin onurunu taşıyor. Sanatçı için form, tamamlanmış bir nesne değil sürekli dönüşen bir bilinç hali. Tıpkı belleğin yaptığı gibi çizgi de geçmişle şimdi arasında köprü kuruyor.
Bu sergi, heykeli bir sonuç olarak değil, düşüncenin maddede yankılanan hâli olarak ele alıyor. Heidegger’in “varlık zamandır” önermesi burada sessizce görünür oluyor; taşın içinde saklanan süre, her heykelde yeniden biçimleniyor. Ünal’ın işleri bu nedenle görselden çok varoluşsal bir alan açıyor.
Sergi mekânından çıktığınızda, kendinizi sorguluyorsunuz;
Belki de zaman, hatırladığımız kadardır…
YAZAR&EDİTÖR: NURÇİN ENGİN
