Hesaplanmış Sessiz Manipülasyon Yoluyla İşlenen Suçlar ve Yasal Boyut, sessizliğin masum bir suskunluk değil, bilinçli ve stratejik biçimde kullanıldığında güçlü bir psikolojik kuşatma aracına, bir yönlendirme mekanizmasına ve hatta suç işleme yöntemine dönüşebileceğini ortaya koyan kapsamlı ve sarsıcı bir çalışmadır; Hukukçu Yazar Serra Taşköprü bu eserinde “sessiz muamele” olarak bilinen davranış biçimini yalnızca bir iletişim problemi olarak değil, bireyin iradesini zayıflatan, algısını bulandıran, suçluluk ve değersizlik duygularını tetikleyen, öfkeyi büyüten, çaresizlik hissini derinleştiren ve maruz kalanı hem psikolojik hem de fiziksel açıdan çöküşe sürükleyebilen sistematik bir manipülasyon modeli olarak ele almaktadır; kitap, sessizliğin belirsizlik yaratarak zihinsel boşluk oluşturduğunu, bu boşlukta kalan bireyin sürekli anlam arayışı içine girerek kendi kendini yargılamaya başladığını, zamanla özsaygı ve özgüven kaybı yaşayabildiğini, travma, kaygı bozuklukları, depresyon ve stres temelli fiziksel rahatsızlıklarla karşı karşıya kalabildiğini ortaya koyarken, daha da çarpıcı biçimde bu sürecin kişiyi suça sürükleyebilecek kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini hukuki çerçevede tartışmaktadır; eserde sessizliğin bir cezalandırma yöntemi, bir kontrol aracı, bir bağımlılık yaratma stratejisi, bir itibarsızlaştırma ve hasta gösterme mekanizması olarak nasıl işlev görebileceği detaylandırılmakta, pasif gibi görünen bu davranışın aslında aktif ve yıkıcı sonuçlar ürettiği güçlü örneklem analizleriyle gözler önüne serilmektedir; aile içi ilişkilerden romantik birlikteliklere, iş hayatındaki güç ilişkilerinden garantör konumundaki meslek gruplarına kadar geniş bir toplumsal alanda sessiz manipülasyonun nasıl uygulanabildiği incelenmekte, özellikle kanıt bırakmayan ve çoğu zaman “abartı” olarak yaftalanan bu psikolojik şiddet biçiminin mevcut ceza mevzuatında açık bir karşılığının bulunmamasının yarattığı hukuki boşluk dikkat çekici bir biçimde ortaya konulmaktadır; Hukukçu Yazar Serra Taşköprü, sessizliğin nötr olmadığını, planlandığında bir tercih olduğunu ve tercih edildiğinde sonuçlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak hem mağdurlar için güçlü bir farkındalık zemini oluşturmakta hem de yasa koyucuya açık bir düzenleme çağrısı yapmaktadır; bu eser yalnızca bir kavram üretmekle kalmayıp, psikolojik manipülasyonun ceza hukuku perspektifinden yeniden ele alınması gerektiğini savunan akademik temelli bir müdahale niteliği taşımakta, okuyucuyu rahatsız eden, düşündüren, sorgulatan ve yerleşik kabulleri yerinden oynatan bir yüzleşme alanı açmaktadır; Hesaplanmış Sessiz Manipülasyon Yoluyla İşlenen Suçlar ve Yasal Boyut, sessizliğin arkasına saklanan güç ilişkilerini görünür kılan, mağdurun yaşadığı travmayı meşrulaştıran ve hukuk dünyasında tartışılması gereken yeni bir alanı cesurca gündeme taşıyan, hem toplumsal hem hukuki düzlemde yankı uyandıracak nitelikte güçlü bir eserdir. Bu eserin bir baskısı Mânâ Kitap ve bir diğer ikinci baskısı da  Klaros Yayınları’ndan çıktı.