“Gastronomi Buluşması” mı, “Seçilmiş Medyanın Şovu” mu?

Gastronomi dünyasının merakla beklediği GastroShow 2025, daha kapılarını açmadan basın özgürlüğü tartışmalarıyla gündeme oturdu.
Etkinlik alanında yaşananlar, “lezzetin arkasında acı bir gerçek mi var?” sorusunu akıllara getirdi.

Birçok bağımsız medya kuruluşu, “akreditasyon yok”, qr yok, “basın listesinde adınız bulunmuyor” gibi gerekçelerle içeri alınmadı.
Oysa aynı anda organizasyonun kendi medya çevreleri, hiçbir kontrol olmadan VIP geçişlerle içeri girdi.

🎙️ “Gastronomi evrenseldir; kime ne yedireceğinizi seçiyorsanız, kimin neyi göreceğini de seçemezsiniz.”

Bu tablo, kamuya açık bir fuar ve kültür etkinliğinde eşitlik ilkesinin ihlali anlamına geliyor.
Basın mensupları, “Yemek kültürüyle değil, medya ayrımcılığıyla anılmak utanç verici!” diyerek tepkilerini yükseltti.

Kulislerde konuşulanlara göre, bazı medya temsilcileri günler öncesinden başvuru yapmasına rağmen bilinçli olarak listelere dahil edilmedi.
Buna karşılık, “yakın ilişkileri” bulunan basın gruplarına özel erişim kartları sağlandı.

Bu durum, “Türkiye’nin en kapsayıcı gastronomi buluşması” sloganını boşa çıkarıyor.
Sanat, lezzet ve kültürün buluştuğu bir etkinlikte basın özgürlüğünün dışarıda bırakılması, GastroShow’un itibarına da gölge düşürüyor.

📢 Basın susturulamaz!
Lezzetin arkasına gizlenen sansür, hiçbir tabakta güzel durmaz.

Unutulmasın:
Bir etkinliğin gerçek değeri, kimleri içeri aldığıyla değil, kimleri dışarıda bıraktığıyla ölçülür.
Ve biz, dışarıda bırakılanların sesi olmaya devam edeceğiz.

SELDA ŞENTÜRK – İSTANBUL