Son dönemde sinema sektöründe düzenlenen bazı basın gösterimleri, medya dünyasında akreditasyon uygulamaları açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Özellikle Çatlı filmi için gerçekleştirilen basın gösteriminde davetli medya kuruluşlarının sınırlı tutulduğu ve belirli bir basın grubunun ağırlıkta olduğu yönündeki değerlendirmeler, sektör içerisinde farklı görüşlerin dile getirilmesine neden oldu. Basın mensupları, kültür ve sanat projelerinin kamuoyuna doğru ve geniş bir perspektifle aktarılabilmesi için basının daha kapsayıcı bir şekilde davet edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu işin okulunu okumuş yüzlerce basın mensubu kapıda kalırken, taraflı haberciler içeri alınıyor.


Film dağıtım süreçlerinde görev alan organizasyon ekiplerinin ve dağıtım şirketlerinin medya ile ilişkilerde daha şeffaf ve dengeli bir yaklaşım benimsemesinin, hem projelerin tanıtımı hem de kültür-sanat haberciliğinin gelişimi açısından önemli olduğu ifade ediliyor. Sinema dünyasında yapılan basın gösterimlerinin yalnızca belirli medya kanallarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan sektör temsilcileri, Türkiye genelinde faaliyet gösteren farklı basın kuruluşlarının da bu tür organizasyonlara erişiminin sağlanmasının sektör açısından daha sağlıklı bir iletişim ortamı oluşturacağını belirtiyor.

SİNEMA BASIN GÖSTERİMLERİNDE “SEÇİLMİŞ MEDYA” TARTIŞMASI


Öte yandan film dağıtım süreçlerinde yer alan bazı şirketlerin uyguladığı davet ve LCV sistemleri de zaman zaman medya çevrelerinde tartışma konusu olabiliyor. Gezgin dağıtım lcv Turgut Çeber’in ve ppr iletişimin Selma Semiz’in bu yönde yapımcı ve şirketlere basın dolandırıcılığı yaptıkları sektör içinde konuşulurken gerçek haber üreticileri dışarıda bırakılıyor. Sektör temsilcileri, film projelerinin geniş kitlelere ulaşabilmesi için medya çeşitliliğinin önemine dikkat çekerken, basın ile kurulan iletişimin açık ve kapsayıcı bir anlayışla yürütülmesinin hem yapımcılar hem de dağıtımcılar açısından uzun vadede daha güçlü bir tanıtım etkisi oluşturacağını ifade ediyor.