Gülhane Parkı’nın altında, Alay Köşkü’nün hemen yanıbaşındaki tarihî sarnıçta suyun çekildiği yerde zaman kendi devinimini sürdürüyor. Ali Emre Kaymak’ın balıkları mekânın derinliklerinde süzülüyor ne suya ne mekâna âit sadece orada olma hâliyle. Onlar bir hareketin, bir düşüncenin bedeni gibi. Görünür yüzeyde sabit durmuyorlar; akışın, zamanın ve hatırlamanın biçimini taşıyorlar.
Figürler Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kayalara çizdiği balıkları anımsatıyor bana; varlığın katmanlarını, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi, hafifliğin ve direncin bir aradalığını simgeliyor. Her balık suyun akışıyla şekillenen bir beden; hem kırılgan hem dirençli, hem geçmişin izi hem şimdiye âit bir nefes. Renkler, balığın gövdesinde biriken izler gibi zamanın üzerine çizilmiş bir not misâli mekânın atmosferine karışıyor.
İzleyici onu sadece görmüyor; suyun, ışığın ve boyanın titreşimiyle kendi zihninde yankılanıyor. Balık figürü, burada canlı olmaktan öte bir düşüncenin akışkan uzantısı; sınırlar çözülüyor, sabitlik yerini devinime bırakıyor.
“Sarnıç”, İstanbul’un altındaki bir geçit gibi eskiyle yeninin, görünürle görünmeyenin, duyulanla sezilenin birleştiği bir yer. Kaymak’ın balıkları hem tuvalde hem zihnin suyla dolan boşluklarında yüzüyor. İzleyici bir balığın gözünden bakınca varlığın devinimini, ânın akışını ve deneyimin sürekliliğini hissediyor.
Bu sergi bir mekânda düşünmek, bir figürde kendini bulmak, varoluşu ve zamanı yeniden hissetmek üzerine. Suyun, ışığın, rengin ve figürün iç içe geçtiği bu deneyimde, izleyici hem bir gözlemci hem bir katılımcı olarak mekânın ve zihnin akışına karışıyor.
Sergi 18 Ocak 2026’ya kadar pazartesi hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.
YAZAR: NURÇİN ENGİN
